|
hüsso hüsso hüsseyyinwrote:
___####___####
_##____#_#____## #_______#________# #YASMİNCAN# _#______________# __#____________# _____#_______# _______#___#
June 30
|
|
|
Yağmur Yağmurwrote:
Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor.. Öyleyse, ey göz, güzel bak !.. Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne.. Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.Gayenin önünü toz kaplayacak.. Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor.. İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz, o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor.. Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..Gıybet ve dedikoduya kapan.. Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere.. Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor.. Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni.. Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp.. Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?… Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller… İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin.. Tefekkürdür emelin.. Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor.. Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim.. Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek.. Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler.. İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul.. İyi tad.. Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru.. Bütün âzâlarımızın her daim şükrünü edâ edebilme duâsıyla…!
Apr. 21
|
|
|
Baktığını görebilmek en güzel mezeyitlerdendir
Ne çok şeye bakarız, görmeden, Ne çok şeyi görürüz, kıymet vermeden, Ne kadar az şeyin kıymetini biliriz, kaybetmeden Baktığını görebilmek, gördüğü güzellikleri fark ederek değerini bilmek ve bu değerlere şükredebilmek, insanın kendini mutlu etme yolunda sahip olduğu en güzel meziyetlerdendir. Baktığı yerdeki, yaşadığı olaylardaki güzel ve olumlu yanları görebilmekle artar, mutluluğun kalitesi! İnsanın kendisi çeker, mutluluğu ya da mutsuzluğu; bir mıknatıs, bir sünger gibi. Güzellikleri görmeyi bilenler, mutlulukları; olumsuzlukları görmeyi bilenler, ise mutsuzluğu yakıştırırlar, bir elbise gibi kendilerine. Mutluluk elbisesini giyenler; tebessümleriyle, sevinçleriyle, aldıkları huzurla süsleyerek tamamlarlar, güzelliklerini. Mutsuzluk elbisesini giyenler ise hüzünleriyle, kaprisleriyle çirkinleştirirler, ruhlarına giydirdiklerini.Bazen çözülmesi çok zor bir matematik problemi gibi çetin gelir, kişinin kendisini mutlu etmesi! Oysa anlayış, hoşgörü ve güzel düşünmeyi becerebilmek bu problemin çözümünü oluşturacak noktalardan en önemlileri. İnsanlar çoğu zaman ağızlarından düşünmeden çıkardıkları sözlerin, kontrol edemedikleri davranışların esiri olurlar. Olaylara ya da kişilere anlayış çerçevesinden bakıp, hoşgörülü bir tutum sergilediklerinde, güzel görüp güzel düşünmeyi alışkanlık haline getirdiklerinde, öncelikle kendilerine iyilik yaparlar, çünkü 'davranışlar, davranışları doğurur' sözünden hareketle sergileyecekleri davranışlar onlara mutluluk ya da mutsuzluk olarak geri dönecektir. Dünyasal birçok değere sahip olunduğunda mutlu olmak için yeterli olunacağı sanılır. Oysa birçok insan mal, mülk, para gibi fani değere sahip oldukları halde ruhlarında huzurun, yüreklerinde sevincin eksikliğini yaşarlar. Bu mutsuzluklar kimi zaman doyumsuzluktan, kimi zaman elindeki değerlere şükretmeyi bilmemekten kaynaklanır. Bunun içindir ki, aldıkları sevinç ve huzur, mum ışığı kadar zayıf ve kısa sürelidir. Sahip olduğu aklı ve yüreği davranışları ile güzelleştirenler pişirdikleri 'mutluluk yemeği'nin tadını sabırları, cesaretleri ve şükürleri ile doyumsuz kılarlar. Birçok insan sabretmeyi bilmediği için mutluluğun anahtarını kaybetmiştir Bazıları da mutluluğun anahtarı elinde olduğu halde cesaretsizliğinden o kapıyı açmayı becerememiştir. Mutluluk kapısını açmayı becerdiği halde şükretmeyi bilmeyenler de elde ettiklerini çok çabuk değersizleştirip, kaybetmiştir. Bir düşünün; insanlar her sabah değil de senede bir kez doğan bir güneşe sahip olsalardı, o günün doğuşunu görmek için kim bilir ne kadar para ve zaman harcarlardı. Oysa güneş her gün bizim için hiçbir karşılık beklemeden doğuyor ve bizler bu güzelliğin, bu nimetin değerini sahip olduğumuz pek çok şey gibi görmezden gelerek yaşıyoruz. Her yeni güne yüzünüzde kocaman bir tebessümle başlayın. Sahip olduğunuz beden ve ruhun sağlıklı olmasının şükrünü yaşayın. Gün boyunca size tebessüm eden insanların farkına varın. Gülümseyenler olmasa bile siz o güzel tebessümünüzle onları şaşırtın. İnsanların çirkin ya da lüzumsuz davranışlarına karşılık vermek yerine onların verebileceği olumsuzluklardan uzak durun. Güzel bakmanın temelinin bağışlamak olduğunu unutmayın. Sahip olmadıklarınıza yakınmak yerine, sahip olduklarınızla mutlu olmaya çalışın
Mar. 11
|